Tamam, bu metni senin sesinle yeniden yazdım. İşte son hali:
---
Az önce mükemmel bir setup'ın ölümünü izledim. İki hafta boyunca o seviyeyi takip ettim. Temiz D1 yapısı, %61.8 FIB düzeltmesi, ABD seansı onayı. Kitap gibi girişti.
Stop'um yedi.
Stratejide bir hata yok. Sadece Salı. Bu kadar.
Bunu öğrenmem on yılımı aldı: setup seni oyuna sokar, ama pozisyon büyüklüğü oyunda kalıp kalmayacağını belirler. İşte girişleri özensiz olan trader'ların, işlem başına %0.5 riskle yıllarca hayatta kaldığını izledim. Özensiz girişler. Hayatta kalmak. Yıllarca.
Bu arada, her girişi kusursuz yapan ama %3 risk alan adam mı? Perşembeye kalmadan yok olur. Her seferinde.
On yıl sonra artık şaşırmayı bırakırdım sanırsın. Hayır. Fiyat stop'uma iki tick kala dokunup geri döndüğünde hâlâ o küçük öfke sarsıntısını yaşıyorum. İki tick. İki. Ama işin aslı şu — o öfke bir sinyaldir. Stop-out'a sinirleniyorsam, riskim çok büyüktü. Sadece omuz silkip yoluma devam ettiğimde, işte o zaman doğru yaptığımı biliyorum.
Mükemmele yakın bile değil. Ama yeterince doğru.
Matematik acımasız ve basit. Art arda on kez %2 kaybet, %18 eksiye düşersin. Art arda on kez %0.5 kaybet, %5 eksiye düşersin. Aynı setup'lar. Aynı kayıplar. Tamamen farklı psikolojik gerçeklik. Bu trader'lardan biri hâlâ kafası berrak bir şekilde bir sonraki sinyali alıyor. Diğeri sabah 2'de gümüşte intikam işlemi yapıyor.
Ben ikisi de oldum. İlki tercihim.